![]() | ||||||||||
| ||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR |
SURİÇİ DEPREMDE ALLAHA EMANETTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesince yapılan araştırmada,olası bir depremde kayıpların ağır olma olasılığı yüksektir denildi.
Elazığ’da meydana gelen ve 51 kişinin yaşamını yitirdiği onlarca kişinin de yaralandığı deprem bölgede geniş bir alanda hissedilmişti. Depremin hissedildiği kentlerden biri olan Diyarbakır’da olası bir depremde neler yaşanacağıyla ilgili gerçekleri İnşaat Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi 2009 yılındaki araştırmasında ortaya koymuştu. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi üyelerince 2009’da yalnızca Suriçi bölgesinde yapılan ‘Suriçi’ndeki Yığma Binaların Genel Değerlendirmesi’ başlıklı araştırmasında, yapıların yaklaşık yüzde 70’inin yığma yapılardan oluştuğu belirtildi. Bu yığma yapıların yüzde 44’ünün 3 katın üzerinde olduğuna dikkat çekilen araştırmada yığma yapılarda 9 kata kadar çıkanların bile bulunduğu belirtilmişti. Diyarbakır’ın ikinci derecede deprem kuşağında olduğu öne sürülen açıklamada, araştırmada, “Özellikle Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki 3-8 katlı yığma yapıların olası bir depremde yanal yüklere karşı yeterli dirence sahip olmamaları nedeniyle sebep olabileceği kayıpların ağır olma olasılığı yüksektir” denildi. Ayrıca nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu kesimlerden olan Suriçi’nde bu durum tehlikenin boyutunu ortaya seriyor. Bu yığma yapılar nedeniyle tarihi ve kültürel miraslar da unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Açık bir ihbar niteliği taşıyan araştırmayla ilgili ne Sur Belediye Başkanlığı’nın nede Diyarbakır Valiliği’nin harekete geçmemesi de dikkat çekiyor. SURİÇİ’NİN EN BÜYÜK SORUNU YIĞMA TUĞLALI YAPILAR Suriçi’ndeki en büyük sorunun tuğlalı yığma yapılar olduğunun altı çizilen araştırmada şu ifadeler yer aldı: “Suriçi’in en büyük sorunu üç kattan fazla, kiriş kalınlıkları farklı tuğla yığma binalardır. Genellikle işyerlerinin yoğun olarak yer aldığı şehrin Suriçi kısmı konut alanları bakımından da bir yoğunluk göstermektedir. Özellikle yoğun göçlerin yaşandığı dönemlerde tarihi avlulu eyvanlı ev olarak tabir edilen müstakil evlerin birçoğu kullanılmaz duruma gelmiş, çok az bir kısmı da Kültür Turizm Bakanlığı denetini altında restore edilebilmiştir. Şehrin sosyal amaç için kullanılan tarihi mekânları (hamamlar, hanlar, camiler, hükümet binaları, kiliseler ve çeşmeler) Suriçi kısmında yer almaktadır. ÇÖKÜŞ SÜRECİNE GİRMİŞTİR Suriçi çevre kalitesi, altyapı hizmetlerinin yetersizleşmesi, konut, ulaşım, dinlence mekânlarının da daralması, sağlık eğitim ve kültüre yönelik toplumsal hizmetlerin aksaması gibi çok yönlü sorunlar ile karşı karşıya gelmiş ve yapısal bir çöküş sürecine girmiştir. İleri düzeyde işsizlik, konut ve iş mekanı yaratmak uğruna kaçak yapılaşma, kayıt dışı ve marjinal sektör faaliyetleri, yoğun arazi kullanımı ve aşırı nüfus yığılması geleneksel, kültürel ve etnik ve açıdan eskiyen ve köhneleşen bir mekanda hüküm süren zorlu yaşam koşullarını yansıtmaya başlamıştır. Yıpranan ve değerini kaybederek yok olmaya yüz tutan tarihi eserlerin koruma altına alınması gereği de ortaya çıkmıştır. ÇARPIK YAPILAŞMA ÖNLENMELİDİR Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki yapıların yaklaşık yüzde 70’ini yığma yapılar oluşturmaktadır. Geleneksel yapılar ve dışında kalan ve sonradan inşa edilen çok katlı yığma yapıların yoğunluğu dikkat çekicidir. Bu yapıların sismik dirençlerinin çok düşük olduğu açıktır. Özellikle son 30 yıl içerisinde harap olmuş ve yok olmuş yaklaşık yüzde 94’ünün bir veya iki katlı olduğu geleneksel evlerin yanı sıra Suriçi’nde sayısı 5 bin yeni yapı da bulunmamaktadır. Çoğu yığma tuğla tarzı bu yapıların yüzde 44’ü 3 katın üzerinde olup aralarında 9 kata kadar çıkan vardır. Suriçi’ndeki yığma yapıların bulunduğu bölgeler, nüfus yoğunluğunun fazla olduğu kesimleri oluşturduğundan tehlikenin boyutu daha da artmaktadır. Bu çarpık yapılaşma ile kültürel ve tarihi miras kaybının önlenmesi gerekmektedir. TEHLİKE ARZ EDEN YAPILAR YIKILMALI Ekonomik ömürlerini önemli ölçüde tamamlamış yapıların yıkılmalıdır. Sur içinde tamamen kontrolsüz bir şekilde inşa edilmiş yapıların kent dokusunda önemli tahribatlar meydana getirmiştir. Bununla birlikte özellikle 3-8 katlı yığma yapıların olası bir depremde yanal yüklere karşı yeterli dirence sahip olmamaları nedeniyle sebep olabileceği kayıpların ağır olma olasılığı yüksektir. DİYARBAKIR İKİNCİ DERECE DEPREM KUŞAĞI Türkiye deprem haritasına göre; Diyarbakır Merkez ikinci deprem kuşağında yer alıp, aktif faylara yakın bulunmaktadır. Diyarbakır ili sınırları içinde olmuş olan en şiddetli deprem 6 Eylül 1975 yılındaki Lice depremi olup, Richter ölçeğine göre; 6,9 büyüklüğünde yaşanmıştır. Diyarbakır ili Kulp ilçesi yakın çevresinde son zamanlarda yaşanan deprem 1 Mayıs 2003 tarihinde merkez üssü Bingöl’ün 10–15 kilometre kuzeyinde yer alan Bingöl depremidir. Bingöl depremi orta büyüklükte bir deprem olup Richter ölçeğine göre; 5,9 büyüklüğünde olmuştur. Bingöl ilinde 177 kişinin hayatını yitirmesine 520 kişinin yaralanmasına bin 602 konut ve 599 işyerinin yıkılmasına ve ağır hasar görmesine sebep olan bu deprem Diyarbakır ili ve çevresinde de hissedilmiş, herhangi bir can ve mal kaybına neden olmamıştır” Bu haber 66 defa okunmuştur.
|
GALERİSON YORUMLANANLARVİDEO ARA |
||||||||
|
Sitenin telif hakları Diyarbakır Turizm Derneğine Aittir. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||